Doğum Korkusu Üzerine:

 

Doğum korkusu anneyi fiziksel olarak nasıl etkileyebiliyor?

 

Doğumda korkunun önemi ilk kez 1940 da Dr. Dick Read tarafından tarif edilmiş ve hamile eğitiminin temellerinde bugün de güncelliğini koruyan birçok bilgi açığa kavuşmuştur. Dr Read’in dediği gibi doğumda ağrının temel sorumlusu korkulardır. (Dr. Read tesadüfen çağrıldığı bir doğumda bir kadının son derece rahat bir şekilde kendiliğinden doğum yaptığını gözlemlemiş ve bu kadının doğumunu daha derinlemesine incelediğinde doğum korkusundan haberi olmadığını ve kadının vücudunu dinleyerek doğumunu gerçekleştirdiğini saptamıştır). Basitçe düşünürsek Doğum bir kas eylemidir. Rahimin uzun kaslarının  düzenli bir şekilde kasılarak rahim ağzındaki yuvarlak kasları açması ve sonrasında bebeği vajinadan dışarıya yönlendirmesi eylemidir. Vücudumuzdaki herhangibir kas gibi rahim kasının da  işlevini yeterince iyi yapabilmesi için dokunun iyi kanlanması, oksijenin o dokuda kullanılması gerekir. Herhangi bir sebepten bir korku oluştuğunda ise ilkel bir refleks olarak adrenalin salgısı olur. Stres altında kaldığımızda salgılanan adrenalin kaç- ya da savaş hormonudur. Bu hormonun etkisi ile kan özellikle kol ve bacaklara yönlenir, kalp hızla çarpar. Rahime giden kan miktarı azalır, rahim kasılmalarının düzeni bozulur, rahim ağzı kasları kasılır, açılma olmaz ve doğumun ilerlemesine ket vurur. Yine oksijenlenmenin azlığının da etkisi ile rahim kasılmaları daha ağrılı hissedilir. Korku-gerginlik-ağrı kısır döngüsü oluşarak doğumun işleyişini  olumsuz bir şekilde etkiler. 

 

Doğum korkusu olan annelerin birçoğu sezaryen ile doğum yapmak istiyor. Bu korku için doğru bir seçim mi?

 

Doğum korkusu dahil birçok korkumuz aslında daha önceden duyduğumuz ya da gördüğümüz olayların bilinçaltında kodlanması ile ilgilidir. Çoğunlukla başkalarının anlattığı olumsuz doğum hikayeleri, aile büyüklerinden duyulan travmatik doğum öyküleri belki de seyredilen bağrış-çağrış bir doğum filmi…tüm bunların sonucunda bilinç altında doğum=korku olarak kodlanır. Korkulardan kurtulmak için ise ilk yapılacak şey öncelikle doğru bilgilendirmedir. Elbette doğum da bir miktar ağrı olacaktır. Önemli olan ağrıya değil, bebeğin gelişine odaklanmak ve ağrı ile baş edebilme tekniklerini öğrenmek ve uygulayabilmektir. Ağrı ile baş edebilme tekniklerini doğum öncesi doğuma hazırlık kurslarından öğrenebilirsiniz. Bu kurslar çoğunlukla doğru bilgilendirme ile korkunun azalmasını sağlarlar. Ağrıyı azaltabilecek gevşeme ve nefes egzersizleri,  aromaterapi, akubası, hipnoz,  homeopati gibi yardımcı teknikleri öğrenilebilir. Tüm bunların dışında tıbbi ağrı kesme yöntemleri lokal anestezikler, epidural anestezi gibi konularda da bilgilenebilirler. Sezaryen bir doğum tercihinden çok kurtarıcı bir ameliyat olarak görülmelidir.

 

Bu annelere epidural doğum seçenekleri de önerilebilir mi?

 

Epidural anestezi doğum ağrıları ile baş edebilmek için kullanılan oldukça başarılı bir tekniktir. Ancak tüm tıbbi girişimler gibi olumsuz bir takım etkilerinin ve komplikasyonlarının da olabileceği hatırdan çıkarılmamalıdır. 

 

Bu korku bebeği de etkileyebiliyor mu?

 

Annenin hamilik ve doğum sürecinde yaşadığı gerginlik, panik yine bazı hormonları devreye girmesiyle rahime ve dolayısı ile bebeğe giden oksijen miktarında  azalmalara, bebeğin kalp atımlarında düzensizliklere neden olabilir. 

 

Bu tür bir korkuya sahip olan anne adayına doktoru, hastane ekibi ve ailesi nasıl davranmalı?

 

Öncelikle empati. Anne adayının doğum sırasında en çok ihtiyacı olan şey anlaşıldığını hissetmek. Çevresindeki herkes ona onu anladığına dair mesaj vermeli ve onun fiziksel ve ruhsal olarak desteklenmesini sağlamalı. Doktoru doğumla ilgili bilgilendirmeyi sağlayabilir. yine doktorun ve hastane ekibinin kullandığı dil de çok önemlidir. Doğumda korkuyu tetikleyebilecek ‘ağrı’, ‘sancı’, ‘kesileceksin’, ‘yırtılacak’ gibi olumsuz kelimelerin yerine yapabilirsin, sakin ol, nefes al, bebeğine kavuşacaksın, herşey yolunda gibi olumlu cümleler kullanılarak anne adayının kendini güvende ve rahat hissetmesi sağlanabilir. Aile ve özellikle eş de anne adayının doğum eylemi sırasında konforunun sağlanmasına yardımcı olabilirler. Güzel bir müzik, yorulan ve ağrıyan yerlere masaj, banyoya sokmak gibi eylemlerle keyifli bir doğuma yardımcı olabilirler. Tüm bunların yanında günümüzde çok tecrübeli ebeler gebeye doğum sırasında eşlik ederek her konuda ihtiyacı olan desteği de verebilmektedir. (Doğum Koçu)

 

 

Bu korkuya sahip olan annelere ne tür tavsiyelerde bulunulabilir?

 

Doğum bir maraton gibidir ve hazırlık gerektirir. Hazırlık hem bedenen hem fikren olmalıdır. Zihni hazırlayacak yani korkuyu yenecek olan  en önemli şey bilgidir. Doğru ağızdan doğru bilgilendirme çok önemlidir. Özellikle bu amaç için hazırlanmış doğuma hazırlık kursları,  Lamaze felesefesi,  aktif Doğum, Hypnobirthing gibi konular esas alınarak hazırlanmış kurslar oldukça faydalıdır. Günümüzde giderek artan sayıda  Doğum hekimi ve ebe bu konuda daha spesifik çalışmakta, doğum öncesi hazırlık kursları düzenleyerek gebeyi ve eşini doğuma hazırlamaktadır. Bu tür kurslara katılmaları ve bu kurslarda kullanılan doğuma yaklaşım felsefesini destekleyen kitaplar okumaları önerilebilir.  Doğru bilgi sağlıklı ve bilinçli bir hamilelik dönemi geçirilmesini sağlarken, gebelerin kendilerine güvenmelerini, doğumla ilgili korku ve paniklerini yenmelerini ve sakin ve huzurlu bir doğum yapmalarını sağlar. Hem bedeni hem zihni doğuma hazırlayan nefes ve gevşeme egzersizleri, hamile yogası, gebelik pilatesi gibi programlara katılmaları konusunda da tavsiyelerde bulunulabilir.

 

Lamaze Eğitimi tam olarak ne anlama geliyor?

 

İlk kez 1950 li yıllarda Dr. Fernand Lamaze tarafından geliştirilmiş bir tekniktir. Temeli psikoproflaksi’ye dayanır. Doğum öncesi annenin doğum hakkında bilgilendirilmesi , eğitilmesi, doğum sırasında anneye psikolojik destek verilmesi, rahatlama, gevşeme ve nefes egzersizlerinin öğretildiği teknikleri içerir. Lamaze ‘ın normal doğumu desteklemek ve teşvik etmek için belirlediği 6 önemli kriter bugün Dünya Sağlık Örgütü (WHO) nün önerdiği ve faydası bilimsel olarak kanıtlanmış kriterlerdir.

Bu kriterler:

1- Doğum kendiliğinden başlamalıdır.

2_Doğumda anne adayının tamamen hareket özgürlüğü olmalıdır. 

3_Anne adayına doğum boyunca moral ve fiziksel destek verilmelidir, bu desteği veren kişi, eşi, arkadaşı veya ebesi olabilir.

4_Her doğumda her gebeye yapılan rutin uygulamalardan kaçınılmalıdır (Epizyotomi, Lavman, indüksiyon gibi)

5_Doğum sırasında ayakta ve doğal pozisyonlarda anne doğal olarak ıkınmalıdır.

6_Doğumdan hemen sonra anne ve bebek tenleri bir araya gelmelidir ve zorunlu olmadıkça ayrılmamalıdırlar, her fırsatta emzirme sağlanmalıdır.

Lamaze eğitimlerinde bu kriterlerin 

 

 

İlk olarak nerede ve nasıl uygulanmaya başladı?

 

Lamaze yöntemi 1951 yılında Fransız Dr. Ferdinand Lamaze ‘ın Rustya ‘da Uluslararası Obstetrisyenler ve Cerrahlar Kongresinde doğumda psikoproflaksi olarak adlandırılan yeni bir yöntemi duyması ile başlar. Dr. Lamaze ülkesine döndüğünde gevşeme, nefes teknikleri, baba adayından sürekli duygusal destek ve özel eğitimli hemşirenin kullanıldığı ve ‘ Lamaze Yöntemi’ olarak bilinen Doğum eğitim sınıflarını kurdu. 1950 lerde Marjore Karmel adlı bir bayan doğumunu Dr. Lamaze ile birlikte yaptı ve deneyimini panlatan bir kitap yazdı ‘ Thank you Dr. Lamaze ‘ adlı bu kitap birçok anne ve baba adayına doğumun ortak bir paylaşım olması hakkında ilham verdi. Elisabeth Bing ve Marjore Karmel 1958 de birlikte çalışmaya başlayarak mümkün olduğunca daha çok kadının bu yöntemle tanışmasını sağlamak için 1960 yılında Lamaze İnternational ‘ı olurturdular.

Normal ve Doğal  doğum deneyimini yaşayan kadınların gözlemlenmeleri ile elde edilen bilgiler kanıta dayalı tıp eşliğinde yıllar içinde değerlendirilerek 21. yüzyıl için Lamaze Felsefesi Dünya Sağlık Örgütünün de desteği ile doğumda temel uygulamalar olarak belirlendi.

 

Lamaze tekniğinin önemi nedir? Kimlere uygulanabiliyor?

 

Lamze aslında bir teknikten öte bir felsefedir.  Önemi doğumda kadına destek olunması, doğumun korkulan bir olaydan çok kadın hayatında meydana gelen doğal ve normal bir olay olduğunun anlatılması temeline dayanmasıdır. Anne Vücudu gebelik boyunca bebeği taşımak ve beslemek, büyütmek için mükemmel bir şekilde dizayn edilmiştir. Lamaze annenin gebelik boyunca bilgilenerek doğuma gelmesini, doğum sırasında kendine güvenen, bilinçli ve doğumunda aktif rol alan biri olmasını sağlar. Korku ile ve ne olup bittiğini anlamadan, yaşananların anlamını ve mutluluğunu fark edemeden geçen bir doğum hem anne için iyi bir anı bırakmaz hem de anne-bebek bağının iyi kurulamaması sonrası bebeğin psikolojik gelişiminde ve güven duygusunun gelişiminde olumsuz etkileri olabilir. 

 

Doğum korkusu olan bir anneye bu eğitim nasıl anlatılıyor?

 

Bu eğitimler çoğunlukla ‘Doğuma Hazırlık Sınıfı ‘ adı altında tercihen eşli katılımın olduğu sınıflarda verilir. Öncelikle tüm memelilerin yüzyıllardır bu şekilde ürediği, normal doğumun sağlıklı ve güvenli bir yol olduğu, annenin bedeninin bunun için dizayn edildiği, doğumda anne bedeninin ve bebeğin ne yapacağını zaten bildiği, bedene ve içgüdülere güvenilmesi gerektiği bilgileri verilir. Doğum sırasında kasılmalarla baş edebilmek için gevşeme, rahatlama teknikleri öğretilir. Doğumda yapılan müdahaleler ve bunların ne zaman gerekli olduğu ile ilgili bilgi verilir. Eşin doğum sırasında yapabileceği yardımlar öğretilir. Eğitimler teorik bilgi veren sıkıcı eğitimler yerine katılımcı ve eğlenceli eğitimler olarak dizayn edilir.

 

 

Doğumdan ne kadar önce  bu eğitime başlanmalıdır?

 

Gebeliğin 2. yarısından itibaren ( 20. gebelik haftasından sonra) bu eğitimlere başlanabilir.

 

 

Bu teknikle doğum nasıl gerçekleştiriliyor?

 

Lamaze Kriterlerine göre:

Doğum kendiliğinden başlar, tıbbi bir zorunluluk yoksa bebeğin doğmayı istediği zamana saygı duyulur.

Doğum sırasında anne rahat bir şekilde hareket eder. ( Sürekli koluna serum takılması ve sürekli NST takibi bu hareketi kısıtlayabilen uygulamalardır)

Anneye doğum boyunca moral veya fizik destek verilir.( tercihen eşi veya bir arkadaş, veya doğum yardımcısı)

Gerekmedikçe rutin uygulamalar (serum, oksitosin, lavman, epizyotomi) yapılmaz.

Doğum sırasında ayakta ve aktif ıkınma desteklenir.

Doğumdan hemen sonra bebek annesinin karnına, göğsüne yatırılarak anne- bebek arasında ten teması sağlanır, zorunlu olmadıkça ayrılmazlar ve her fırsatta emzirme sağlanır.

 

Bu teknikle yapılan doğumun faydaları nelerdir?

 

Bu yöntemle doğum yapanların daha ağrısız, daha mutlu ve doğumlarında daha az sorunla karşılaştığı kanıta dayalı tıbbın da kabul ettiği bir gerçektir. Lamaze yöntemi ile doğum yapan bayanlardan bazıları çok az hatta hiç  ağrı duymadığını ifade etse de elbette değişik seviyelerde ağrı duyulması mümkündür. Ancak anne adayı korku, panik ve endişeli bir bekleyiş yerine içinde bulunduğu durumun farkında, bilinçli ve güvenli bir şekilde süreci yönetir. Bu yöntemle doğuma hazırlanan anne adaylarında sezaryen ve diğer tıbbi müdahalelerin daha az gerektiği görülmüştür.

Doğum anı hayatı değiştirecek en önemli tecrübelerdendir. Doğumla başlayan bilgi ve destek süreci anne ve babanın çocukları hakkında bilinçli karar vermeleri ve kendilerine güven duymaları ile devam eder. Bu yönü ile Lamaze felsefesi hamilelik ve doğum dönemi dışında ebeveynlik ile ilgili de bilgilendirmeler içerir.  İyi bir ebeveyn olmanın çocukların fiziksel, ruhsal ve duygusal gelişimi için olduğu kadar kendimiz ve toplum için de yaşamsal önemi olduğunu vurgular. Ebeveynliğin coşkulu, önemli, tatmin edici ve verilen emeğe değer bir görev olduğunu, ebeveynliğin doğumdan önce başladığını öğretir. Çocukların hayatında anne ve babalar eşit rol alır ve birbirlerinin yerini tutamazlar ve ebeveynlik öğrenilen bir sanattır der.  Dolayısı ile Lamaze sadece bir doğum  tekniği değil hamilelik ve doğumla başlayan bu yeni sürece bakış açısını etkileyen bir felsefedir.